Haberler

BASKININ TARİHİ – Birinci Bölüm: 20.yüzyıla kadar

Baskının, yani metin ve görüntülerin yeniden üretilmesi sürecinin, M.Ö. 3000’li yıllara ve hatta öncesine uzanan bir geçmişi vardır.

Tarihte ilk gördüğümüz baskı işlemlerine Mezopotamyalılarda rastlanır. Mezopotamyalılar, kil tabletlerin üzerine baskı elde edebilmek için silindir şeklinde mühürleri kullanmışlardır; bu silindirlerin üzerine oluşturulan şekillerin kil tabletlere bastırılması ve yuvarlanmasıyla oluşturulan çıktılar baskı teknolojisinin ilk örneklerini teşkil etmektedir. Yine, yaklaşık olarak aynı dönemlerde, erken dönem Çin ve Mısır toplumlarında kumaşların üzerine küçük damgalarla şekillerin veya yazıların aktarılması yoluyla baskı elde edilmiştir.

M.S 2. yüzyılda, Çinli Ts’ai Lun’un kağıdı icat etmesi bugünkü baskının temellerini atmıştır.  Avrupa tarihinde bilinen en eski baskı, 7. yüzyılda Aziz Cuthbert’in mezarına konulan Yuhanna İncili’dir. 1104 yılında , Aziz Cuthbert’in Durhan Katedrali’ndeki mezarından çıkarılmıştır.

  1. yüzyılda Çinli Pi-Sheng, sertleştirilmiş kilden matbaa harflerini geliştirerek ilk hareketli tip baskıyı oluşturmuştur. Fakat, matbaa harflerinin hammaddesinin kil olması malzemenin dayanıklılığı sorununu beraberinde getirmiş ve icadın başarısını gölgelemiştir.

Metalden dökülen matbaa karakterleri ilk olarak Çin, Japonya ve Kore’de geliştirilmiştir. Bu yöntem kullanılarak basılmış en eski kitap 1377 yılına dayandırılan “Budist Bilgelerin Seçilmiş Öğretileri” metnidir. Ahşap kesim Çin ve Japonya’da yüzyıllarca kullanılmış olsa da, bilinen en eski Avrupa örneği 15. yüzyılın başlarından itibaren tarihlenmektedir. Ahşap kesme, metin ve görüntülerin ahşap bir bloğun yüzeyine oyulduğu kabartma baskı tekniğidir. Bu yöntemde baskısının çıkması istenmeyen parçalar bir bıçak veya keski yardımıyla çıkartılırken, baskı parçaları yüzeyle aynı seviyede kalır ve ahşap blok daha sonra mürekkeplenir ve alt tabaka ahşap bloğa karşı preslenir. Fakat bu yöntem hayli zahmetli olduğundan, bu dönemde kitap sayısı çok azdı. Hatta zamanının en zengin kütüphanesi olan Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde, bu dönemde sadece 122 kitap bulunmaktaydı.

Asıl baskı sanatının kağıdın bulunmasıyla geliştiğini belirtmiştik. Kağıt üzerine ilk baskının ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, 15. y.y. Avrupa’sında özgün baskıya temel olan sert ahşap (armut, kiraz, ceviz, şimşir) ve ahşabın kılıcına olan dik yüzü, demir ve çelik plaklar ve kısa bir süre sonra ortaya çıkan düz bakır plakların temel baskı kalıp gereçleri olarak kullanıldığını görüyoruz.

Tahta baskılar ilk önce dini kitapları süslemek amacıyla kullanılırken; metal oyma ise ilk defa bu çağda kuyumcular tarafından kullanılmıştır. Bu baskıları yapanların bugünkü anlamda sanatçı olmayıp, kilise emrinde çalışan zanaatçılar olduklarının da belirtilmesi gerekir. Kazıma aracı olarak “büren” bu ustalar tarafından kullanılmıştır. Böylece, bakır plakalar üzerine çizgiler atılarak “kuru kazıma” tekniği kendiliğinden geliştirilmiştir. “Asitle yedirme” tekniği ise 1400’lerden sonra zırh ve kılıç süslemelerinde bu işin ustaları tarafından kullanılan bir yöntem olmuştur.

Almanya’da, Gutenberg, yıllar süren çalışmasının sonucunda, 1447’de hareketli parçalar ile yazı baskısını oluşturmuştur. Metal karakterlerden oluşan bu ahşap matbaanın ilk versiyonunda bir sayfada sadece 40 satır yer alırken, sonraki versiyonlarında satır sayısı 42’ye çıkmıştır.

1465 yılında ilk kuru kazı gravürleri, Almanyalı bir sanatçı olan Housebook tarafından yaratılmıştır. Sanatçı doğrudan metal plaka üstüne büren, sivri uçlu aletler ve hatta sivri uçlu vibratörle deseni çizer. Genellikle bakır levha tercih edilen teknikte asit veya kaplama malzemesi kullanılmaz. Mürekkep sürüldüğü zaman oyuklar yerine çizgi halinde talaşlar mürekkebi tutarlar. Baskı yükü altında talaşlar yavaş yavaş aşındığı için edisyon küçüktür. Çinko kalıp üzerine yapılan kuru kazıma tekniği çalışmasından, yaklaşık 25 veya 30 baskı yapılabilir. Bakır bu sayıyı ikiye katlarken, çelik yüzlü levhadan 100 ile 200 arasında tatmin edici baskı elde etmek mümkündür.

Baskı sanatı Avrupa’da 15. yüzyıldan sonra çeşitli ustaların resimlerini kopya yoluyla çoğaltmaya başlamasıyla daha da önem kazanmıştır. Bu anlayış, o çağda başlayan Rönesans akımının etkisiyle sanatçıların eski Yunan ve Roma heykellerine duydukları ilgiden doğmuştur. Baskı sanatının en büyük ustalarından birisi olarak Albrecht Dürer (1471-1528) kabul edilir. Tahta baskı, bakır üzerine kuru kazı ve asitle yedirme tekniklerini kullanmıştır. Çizgi, nokta ve çapraz taramanın bütün imkanlarını  kullanan Dürer, ayrıntıları büyük bir titizlik ve incelikle oymuş, doku ile renk etkisi verecek kadar ileri gitmiştir.

Kazı resim kısa sürede birçok sanatçı tarafından benimsenmiş, sanatçılar artık bu tekniği ustaca kullanarak ünlü gravür ustalarının tablo ve baskılarını taklit edip çoğaltmaya başlamışlardır. 17. ve 18. yüzyıllarda resimden çoğaltma amacını aşarak baskı sanatına da yenilikler getiren ustalar yetişmiştir. Bu ustaların en ünlüsü Rembrant’tır (1606-1669). Asitle yedirme tekniğini kullanarak portrelerinde insan yüzünün ifadelerini araştırmış, dini konularda ise kuvvetli ışık ve gölge yaratmıştır.

Rengi siyah-beyaz valörlere aktarabilme yöntemleri geliştikçe fırça darbelerine kadar kopya etme olanağı doğmuş ve bunun sonucunda resmin bütün değerlerini levhaya aktarabilmek için birkaç levha yardımı ile renkli baskı yapma metodu geliştirilmiştir. Daha sonra bu yeniliklere renkli tozlama (color acguatinta) tekniğini katılmasıyla fotoğraf baskıları kadar başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu tekniği en ustaca kullanan sanatçı Francisco Goya’dır (1746-1828). Goya duygu ve istemlerini levhaya aktarma yolunu izleyerek en başarılı çalışmalarını yapmıştır. Baskı tekniklerini geliştirenlerden biri de İngiltere de William Blake (1775-1827) olmuştur. Blake teknik yönden araştırmalar yaparak kazı resmi yenilikler getirmiştir.

  1. yüzyılda fotoğrafın bulunuşu ile halkın çoğaltma tekniğine karşı doğan ilgisizliği baskı resim sanatçılarını yeni araştırmalara yöneltmiştir. Bu yüzyılın sonlarında bilimsel alanda yapılan yenilikler ve bunların insan yaşamına uygulanması sonucu toplumda sosyal bir değişim olmuştur. Bu değişim şüphesiz sanatçıları da etkilemiştir.

Kaynak: https://www.prepressure.com/printing/history

 

Etiketler:

This is a unique website which will require a more modern browser to work! Please upgrade today!